27 07 2005

GÖZE UYGULANAN LAZER TEDAVİSİNDE YENİLİKLER

Göz tedavisinde yeni gelişen teknolojiler sınır tanımıyor... Son on yıldır gözlüklerden kurtulmak için kullanılan  lazer yönteminde gelinen nokta son mu yoksa lazer tedavisi için daha mı beklemek gerekiyor? Bu sorularımızın tüm cevaplarını Acıbadem Göz Hastanesi Medical Direktörü Doç. Dr. Bozkurt Şener yanıtladı.

Lazerde standart tedaviler dışında göze özel yöntemler var. Bu yöntemler nelerdir ?

Lazerin kullanılmaya başladığı 1987 yılından sonra ve özelliklede 1992 yılında gelişen yeni aletlerle birlikte her hastanin gözu için özel bir tedavi planlanması gerektigi düşünülmeye başlandı. Ilk dönemlerde hastanın gözünün haritasinin yani topografisinin lazere aktarılarak tedavinin iyi olacağı düşünülüyordu fakat bu o günkü teknoloji ile mümkün olmadi. 2000 yılına gelindiğinde WAVEFRONT  yontemi denilen göze özel yöntem bulundu daha sonra da T-CAT ve F-CAT yöntemleri  bulunarak bugünkü gelismis teknolojik tedaviye başlandi.

Bu tekniklerin ilki olan Wavefront nedir ?

Wavefront yöntemi gözu bir fotograf makinasi gibi optik bir sistem olarak kabul eder. Bu sistemin icinde görüntüyü bozacak her türlü detayi tespit  eder ve bu bozuklugu düzeltmeye çalışır. Sistemin zayif tarafi bozukluk sistemin neresinde olursa olsun düzeltme lazer ile kornea tabakasinda yapilir. Bu durum doktorun isini cok zorlastiran bir durumdur cünkü ancak cok iyi seçilmis ve değerlendirilmis hastalarda iyi sonuc verir. Bu yöntemi bir hasta için ideal yöntem olarak seçebilmek icin cerrahin topografi ve aberrasyon görüntülerini çok iyi bilen ve teknolojiyi çok iyi takip eden bir doktor olması gerekmektedir.

T-CAT ve F-CAT nedir? 

T-CAT yontemi lazerdeki ilk göze özel yöntem hayalinin gerceklesmis halidir. Bu yöntemde hastanin gözünün topografik haritasini ve gözün bütün özelliklerini bir diskete kaydederek lazerin bilgisayarina aktaririz. Lazer bu harita ve gözün detay bilgilerini kendi sistemine kaydeder ve hastanin gözünü bu bilgilere göre tedavi eder. Bu tedaviyi yaparken gözün gerçek görme merkezini bile kendisi bulur.

F-CAT yöntemi ise ayri bir göze özel yöntemdir. Bu yöntemde hastanın gözünün korneasının yani gözun en dis  küresel bölümünün olması gereken ideal şekli elde etmeye çalışırız. Bu şekil lazerin bilgisayarina  bir  rakam degeri olarak bildirilir. Bu degerin ne olmasi gerektigi özel harita yöntemleriyle saptanır ve hesaplanır. Ayrıca cerrah muayenesini yapmış oldugu hastanın durumuna göre bu rakamlarda oynamalar yapar. Ornegin gece görev yapan kisilerle,bütün gün bilgisayar başında olan kisilerin veya sporcularin  bilgisayara yazilmasi gereken rakamsal degerleri farklidir. Bu ayarlamaların sonunda lazer hastanın gözünde olmasi gereken ideal kornea şeklini oluşturur.

Bu yöntemler neye göre seçiliyor?

Hastaların 50% si için belli kurallar oluşturmuş durumdayız. Lazeri uygulayacak meslektaşımız bu kuralları bilirse, bilimsel toplanti ve kurslari takip ederse hastalarin yarisi icen ne yapmasi gerektigini bilecektir. Geri kalan diger hasta grubu için lazeri uygulayacak hekimin gözle ilgili verileri  çk iyi degerlendirecek bilgi ve tecrübeye gereksinimi vardır.

Hastaların yarısı için geçerli olan sabit ya da belli kurallar nelerdir ?

Örnek vererek açıklarsam hipermetrop hastalarda daha cok T-CAT yöntemini ve gene hipermetrop astigmat hastalarda T-CAT yöntemini tercih ediyoruz. Gene daha önce lazer tedavisi uygulanmış başarısız  olmuş ya da yanlış uygulama yapılmış hastalarda T-CAT ile mükemmel sonuçlar alabiliyoruz.

Orta ve küçük miyop hastalar ile küçük astigmatli hastalarda korneanin yuvarlak şeklini belirleyen rakamsal degerlere bakarak çoğunlukla F-CAT yöntemini kullanıyoruz.

Bu yöntemlerle tedavi edilmis daha mi iyi görüyor ?

Daha iyi demek çok doğru bir ifade degil. Tedavi edilen tüm hastalar eğer doğru seçilmis hastalarsa  iyi görürler ama görüşün kalitesinde fark olabilir.

Görüş kalitesi nedir ?

Görüş kalitesi gözün görmesi gerektigi kadar iyi görmesidir. Yani merkezden, yanlardan, alacakaranlıkta ve gece o göz için mükemmel olan görmenin yakalanması önemlidir. Yoksa gün içinde birçok lazer tedavisi olmuş hasta çok iyi görme seviyesindedir ama birkısmı gece ve alacakaranlıktaki görüşünden sikayet eder.

Bu yöntemlerden önce hastaya yapılmasi gereken tetkikler neler?

Evet. Bu yöntemler  hasta gözu için  yorum yapabilmek ve hastanın gözünün gerçek yapısını bilmek için gereklidir. Basit kornea haritalari ve kornea kalınlık ölçümleri bu tedavilerin  hazırlığı için yeterli degildir. Çok özel tetkik aletlerinden alınan bilgileri lazere aktarmaniz gerekir. Zaten lazer sistemleride bu veriler bilgisayara girilmeden göze özel yöntem konumuna geçmez.

Bu bilgiler lazerin bigisayarına girildikten sonra lazer hastanın gözünü nasıl tanıyor?

Türkiye haritasina bakinca hemen tanırız ve bu bizim icin net bir bilgidir. Haritada Istanbul'un yerini ,Ankara'nın yerini biliriz. Lazerde ayni sekilde gözün haritasini bilgisayarina kopyaladiktan sonra o göz hakkinda gerekli bilgiyi saklar ve hastanın isminin bir harfini bile yanlis verseniz bu göz o kisinin gözü değildir diye sizi uyarır .Gözün gercek optik merkezini yani hakiki merkez görüş noktasini bile hastanin bakışına göre kendisi saptar.
 
Herkesin korneasi farklı mı?

Evet herkesin kornea yapısı parmak izi gibi farklı şekillerde. Yuvarlaklığı farklı, yüzey yapısı farklı, ortası ile çevresi arasindaki gecis farklı , üst-alt ve iç-dış eğimleri farklı yani her kornea birbirinden farklı.  Zaten tedavinin göze özel yapılması gerektiği fikrini bize veren de bu farklılıklar oldu.

Bu yontemler için hatasız mı?

Hayır. Hiçbir yöntem için hatasız veya garantili gibi ifadeler kullanılamaz. Tüm cerrahilerde oldugu gibi başarısızlık ve komplikasyon söz konusudur. Lazer cerrahisinde gerçek komplikasyon oranı çok az da olsa yok denilemez. Komplikasyon oranını yok denecek kadar aza indirmek için çok titiz, dikkatli ve en önemlisi konu hakkında çok iyi bilgi sahibi olmak gerekir.

Teknoloji son noktasına geldi mi ?

Tabi ki hayır. Tıp ve teknoloji son on yıllarda beraber yürüyor. Ve bu beraberlik tıp için, tetkik ve tedavi yöntemleri icin çok faydalı oluyor. Bu gelişme de tabi ki bugüne kadar tedavisinde çaresiz olduğumuz birçok hastalık ve kusuru yenmemize yarıyor.

Hastalar artık bu teknoloji ile tedavi olmalı mı?

Bu soru cok sık sorulan bir sorudur. Ben bunu soran hastalarıma uçakla seyahat edip etmediklerini  soruyorum. Çünkü aynı teknolojik gelişmeler uçaklarda da var ama seyahat etmek icin teknolojinin son noktasini bekleyemezsiniz.Böyle teknolojinin son noktasi olan bir zaman büyük ihtimalle hiç gelmeyecektir. Bu günkü teknoloji emniyetli ve iyi sonuç veren bir noktadaysa artık  seyahat de edebilirsiniz, göz tedavisini de olabilirsiniz.

Yeni tedavi yöntemleriyle göz numarası kaçtan kaça düşürülüyor?

Yeni lazer sisteminde, yüksek numaralı hastalar daha çok başarılı tedavi ediliyor. Hipermetrop ve astigmatta 4'e kadar, miyopta 8, 9, 10'a kadar başarılı sonuçlar alınırken, yani teknoloji ile miyoplar için 15 dereceye, hipermetroplar için 8 dereceye ve astigmatlar için 6 dereceye kadar yüksek başarı şansı yakalanıyor. Özellikle bugüne kadar çok başarılı olunmayan hipermetrop hastalarında numaranın tamamen düzelme şansı da çok yüksek. Yeni lazerin en büyük özelliği daha az derine inerek yüzeyden çok yüksek numaraları tedavi etmesi. Daha önce korneanız ince, size tedavi etmememiz daha iyi olur dediğimiz hastaları bile bugün yüzde 25 daha derine inerek tedavi ediyor.

672
0
0
Yorum Yaz